Eskiden tatil dönemlerini çok severdim. Çünkü tatil demek, çok sevdiğim Celal Amca'mın ve ailesinin bize gelmesi ya da bizim onlara gitmemiz demekti. Böyle ayrı şehirlerde büyük ve geniş aile olmayı başarmış o şanslı kişilerdik. Çocukluğumun en güzel yaşları ve ergenliğimin ilk adımlarında onlar vardır hep. Tatil güzeldi güzel olmasına, ama ayrılık vakti geldiğinde bir hüzün kaplardı çocuk kalbimi. Hele onlar gittikten sonra evde eksilen sesler, alışmaya zorlandığım boşluk hissini de beraberinde getirirdi.
Şimdi kız kardeşim için de gitme vakti... Yaklaşık iki aydır bizimle olan macerası artık bitiyor. Kız işten ayrıldı ve morali bozuk, biraz değişiklik olsun diye buraya geldi ve kreşin envai çeşit virüsünden o da payını aldı. Üstüne üstlük hastayken çocuğuma da baktı. Yalnızlık üstüne söylenen onca güzel söze inanmayın dostlar! Bizim yaşadığımız müddetçe birbirimize deli gibi ihtiyacımız var.
Kız kardeşim gitmeden kızımın doğum gününü de kutlamak istedik. Aslında kızım Ekim doğumlu ve biz her ay bir pasta alıp onun doğum gününü kutluyoruz :))) Mumları üflemeye bayılıyor ve her defasında çok heyecanlanıyor. Kız kardeşim varken biraz daha özenli olsun istedik ve kızımın şu sıralar en sevdiği hayvan olan "tavşan" figürlü bir pasta istedik aynı zamanda komşumuz olan pasta şefi Özlem Hanım'dan. Yalnız şu güzelliğe bakar mısınız :))
Tabiki kızım resmen bayıldı pastaya. :) Kızımın 4 yaşı için unutulmaz fotoğraflarda yerini aldı, masal diyarına götürdü bizi âdeta. Kız kardeşimin son gecesini de bu şekilde geçirmiş olduk.
Yarın o gittikten sonra evde oluşacak boşluğu düşünürken bunlar geldi aklıma işte. Bu arada annem ne zaman bu sessizliği hissetse, hatta yakın arkadaşlarından biriyle arası bozulsa filan mutfağa gidip helva kavurur. 🤣 Belki de benim bu geleneği devam ettirmem gerekli. Sevilen kişiyle araya giren mesafelere göğüs germe, bir baş etme yöntemi olmalı belki de bu! Neden olmasın?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder